
PDR Veli Semineri (10 Ekim 2011) - Demet Erol ve Ebru Kublay
Ergenlik dönemi, çocukluktan erişkinliğe geçişin olduğu bir dönemdir. Bu dönemde ergen, anne babayla kendisi arasında kurulmuş olan yoğun bağdan uzaklaşmaya başlar; hayatı ve kendisini anlamlandırmaya çalışır. Bu süreçte ergen, okul, ev, arkadaş gibi birçok alanda aynı anda mücadele etmek zorunda olduğundan, göründüğünden daha dayanıksız ve kırılgandır.
Bu noktada bilinmesi ve unutulmaması gereken, verilen bu mücadelenin, yetişkinliğe atılan adımda son derece önemli, gerekli ve kaçınılmaz olduğudur.
Peki nedir onları dayanıksız, kırılgan yapan, hatta kimi zaman anne-babayla çatışma yaşamalarına neden olan bu değişimler?
Bedensel değişimler:
İlginin kendi bedenine yönelmesi,
Sivilcelenme, kilo vermeye/almaya çalışmak, adeleli olmak istemek, cinselliğe karşı artan ilgi/merak vb.
Sosyal değişimler:
Aile ile ilişkiler: bireyselliğini oluşturma sürecinde anne-babadan uzaklaşma (çalışma-eğlenme zamanı, giyinme biçimi, arkadaş seçimi, düzen/dağınıklık, sorumluluk, vb.)
Arkadaşlık ilişkisi (arkadaşların ön plana çıkması, saatlerce telefonla konuşmak, kabul görme isteği, arkadaş baskısıyla baş etme, argo/kaba konuşma biçimi)
Okul ile ilişkiler (dersi dinlememe, ödev yapmama, dersi/okulu asma, kurallara karşı gelme vb.)
Duygusal değişimler:
Duyguların doğru ifade edilememesi
Duygu yoğunluğu ve istikrarsızlığı
Aşık olma / hayal kurma / yalnız kalma isteği / çalışmalara isteksizlik /ilgisini çekmeyen konularda dikkatsizlik / eleştiriyi saldırı olarak algılamak
Kendine güven ve güvensizlik çelişkisi (Anne git başımdan! Ama çok da gitme!)
Nedir bu değer dediğimiz?
İdeal davranış biçimleri veya yaşam amaçları hakkındaki inançlarımız, davranışlarımıza yön gösteren standartlardır.
Bir toplumun kimliğidir.
Gelişimsel bir süreç içinde ortaya çıkar.
Uzun asırlar boyunca oluşur, canlıdır, dinamiktir; hem toplumdan topluma, hem de zaman içinde ona sürekli bir şeyler eklenir ve bir şeyler sürekli ondan kopar.
Sosyal yaşamı düzenler.
Bireyler arası iletişimi ve bağlılığı arttırır.
Toplumdaki etkin uyumu sağlar.
Toplumdaki işlevselliği arttırır.
Değer sistemini neler etkiler?
Aile:Değerlerin öğrenilmesi, rol öğrenmesi şeklinde bir sosyal öğrenmedir. Bu da yaşamda ilk olarak anne-babanın model olarak alınmasıyla kendini gösterir. Çocukluk döneminde, anne-babayla çocuk arasındaki yoğun bağdan dolayı, çocuk ebeveynleriyle birebir özdeşim kurar. Bu özdeşimi kurarken de, hayata dair iyi, kötü, doğru, yanlış gibi kavramları öğrenmeye başlayarak; oluşacak olan değer sistemi için ilk adımları atar. Çocukluk döneminde aileden alınan değerlerin sağlıklı bir şekilde içselleştirilmesi, doğru anne-baba tutumuyla mümkündür.
a) Olumlu aile tutumu: Çocuğa değer veren, sevgisini gösteren, onun başarısını öven, yaşanan olaylarla ilgili neden-sonuç ilişkisi kuran aile tutumu, ahlaki değerlerin özümsenmesini sağlar. Böyle ailelerde yetişen çocukların, kendine güvenli, sorumluluk alabilen ve karar verebilen bireyler oldukları görülür.
b) Olumsuz aile tutumu: Çocuğun davranışlarını sürekli eleştiren, onu korkutan, hatalarında ceza ve fiziksel şiddete dayalı tutum izleyen aile tutumu, ahlaki olgunluğun sağlanmasını engellediği gibi, çocuğun kendisini değersiz/güvensiz hissetmesine de neden olur. Kendine güveni olmayan ergenin, yanlışı da çok olacaktır.
Arkadaşlık:Eskiden daha geniş aile içinde aktarılan değerler, değişen sosyal ve ekonomik şartlarla daha küçük, nükleer aile sistemlerine bırakmıştır. Ergenlik dönemine gelindiğinde, yani ergenin ailesinden koparak ayrı bir birey olma sürecinde aile kadar arkadaş çevresi de önemli bir değer sistemi oluşturmaya başlar.
Ayrıca birey olma sürecinin bir parçası olan bir gruba ait olma halinin hem faydalı, hem de zararlı yanları olabilir. Akran baskısı dediğimiz olgu bireyin içinde bulunduğu yaş gruplarının etkinliklerinde bir şeyi yapmak için arkadaşları tarafından zorlanması veya cesaretlendirilmesidir. Bu noktada ergenin hangi değerlere sahip olan kişilerle arkadaşlık kurduğunu bilmek önemlidir.
Okul:Değerler öğretilebilen ve öğrenilebilen olgulardır. Ergenin yaşantısında önemli bir öğrenme ortamı olan okul, sadece bilişsel süreçlere hitap eden bir eğitim programına değil, aynı zamanda yaşantısal öğrenime de yer veren bir programa (projeler, toplum hizmeti çalışmaları) sahip olmalıdır. Bu doğrultuda okulun da katkısını şöyle sıralamak mümkündür:
Sınıf içinde oluşan ortak sosyal doku, öğrencilerin değerlerini geliştirmesinde zemin oluşturur.
Öğrenciler değer sistemi içinde yer alan kavramlarla erken yaşlarda tanışırlar
Akademik hayatları boyunca her fırsatta bireysel ve toplumsal değerler üzerinde düşünmeleri sağlanır.
Medya-Teknoloji ve Popüler Kültür:Günümüzde hayata bakışımızı, değer ve seçimlerimizi etkileyen en önemli unsurlardan biri de artık hayatımızın her alanına girmiş olan teknolojidir. Önceden dergi, gazete, radyo ve de tek kanallı televizyon yoluyla edinilen bilgiler yerini cep telefonları, çok kanallı televizyonlar ve de özellikle internet aracılığıyla bir anda dünyayı önümüze getiren geniş bir bilgi ağına bırakmıştır.
Bu kadar kısa sürede çok çeşitli bilgiye ulaşabilmenin hayatı kolaylaştıran yanları olduğu kadar, ergenin gelişim süreci düşünüldüğünde bunun ergen hayatı üzerinde olumsuz etkilerini de görmek mümkündür. Şu bir gerçektir ki, günümüzde yetişen gençler gerekli gereksiz, belli bir filtresi olmayan bir bilgi bombardımanı içinde büyümektedirler.
Televizyon ve internetin ergen üzerindeki olumsuz etkilerine daha yakından bakacak olursak;
Televizyon,
Çocuk ve gençlerin dili algılama ve kendilerini ifade etme becerilerini etkileyebilir; sosyalleşme, iletişim, çatışma çözme becerilerini engelleyebilir. (Recep İvedik, Küçük Sırlar)
Şiddet görüntüleriyle şiddet uygulaması onaylanır hale gelebilir. (Kurtlar Vadisi, Fatmagül’ün Suçu Ne?)
Oluşturulan modellerdeki kişiler arası münasebetlerin sığ ve menfaat kaynaklı olması kendi ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. (Kuzey-Güney, Aşk-ı Memnu, Gossip Girl)
Kültürel değerlerin yozlaştırılmasına ve başka kültürlerin değerlerinin özendirilmesine yol açabilir. (Popüler –Ezik kavramlarının dilimize girmesi)
Önemli olaylara karşı sistemli bir hissizleşme veya duyarsızlaşmaya sebep olabilir. (Rambo, Die Hard, vb.)
Reyting amaçlı işlenen konular, seyircileri çaresizliğe ve karamsarlığa itebilir. (Seviyesiz röportajlar, yarışmalar, evlilik programları)
Bazı programlar aracılığıyla toplumda çalışarak kazanma yerine, ‘Çalışmadan köşeyi dön!’ algısı oluşuturulabilir. (Yarışmalar – Var mısın, Yok musun?)
Tüketim ve kazanç uğruna her türlü değerin çiğnenebileceği mesajı verilebilir.
İnternet (Sosyal Medya),
Facebook, Msn Messenger, MySpace, Second Life gibi sosyal ağlar,
Bireye daha serbest ve özgür hareket etme imkanı sağlar.
Alternatif kimlik ve fantazi dünyasında yaşam kabulleri sunar.
Anonim olabilme imkanından ötürü bireyin etrafına karşı olan sorumluluk anlayışını azaltabilir.
Daha da ötesi bireyin yaptığıı yanlış bir hareketin veya söylediği olumsuz bir sözün karşı tarafa olan etkisini düşünmez hale getirebilir.
Kısaca gencin gerçek hayattaki gelişiminde gerekli olan sosyal becerileri edinme imkanını azaltabilir.
Popüler Kültür
Bugün pek çoğumuz hayatımızı popüler kültür ve onun sunduğu değerlere göre yaşamaktayız. Günümüzde ne yazık ki birçoğumuz aynı şeyleri düşünüp, aynı şeyleri beğenip, aynı değer yargıları ile yaşıyoruz. Her şeye bu "aynı" kalıbı egemen! Tam da böyle bir ortamda, kendisini ve çevresini keşfetmeye çalışan, hayatıyla ilgili kararlar vermeye başlayan, aklı karışık olan, yetişkinlik hayatı için gerekli olan değer ve becerileri öğrenen ergeni bazı tehlikeler beklemektedir.
Popüler Kültürün Ergen Üzerinde Yarattığı Etkiler:
Ergen, idol olarak seçtiği kişiyle arasında bağ kurar, onu taklit ederek, hatta "ilahlaştırarak" onun gibi biri olmaya çalışabilir.
Karşı cinsle kurulan ilişkilerde idol olarak seçilen kişilerin ilişki tarzlarına özenerek kendi ilişkilerinde gerçekçi olmayan beklentilere sahip olabilirler.
Popüler kültür dış görünüme odaklandığından, idoller ergenlerin benlik imajı oluşumunu olumsuz etkileyebilir (yeme bozuklukları).
Taklit ederek kimlik oluşturma süreci ergenin baskı altında kalmasına, bazen yanlış seçimler yapmasına neden olabilir. (Yanlış arkadaş seçimleri, akademik sorumlulukların geri plana atılması, vb.)
Ergenlerin tüketim davranışlarını şekillendirebilir. (Yeni olana hemen alışma ve çabuk tüketme, unutma)
Ergeni önemli olaylar karşısında duyarsızlaştırabilir ve hayatın değerlerini öğrenmek yerine, trend olanı takip etmek "beceri" haline gelebilir.
ÖNERİLER
Ebeveyn olmak: Çocuğunuzla yargılayıcı olmadan konuşmakla arkadaş olmak arasında fark vardır. Bu sebepten onun ebeveyni olun, arkadaşı değil. Karşı çıksalar da ebeveynlerinin koyduğu kural ve sınırlar onun sağlıklı gelişimi için gereklidir.
Tutarlı olmak: Çocuğunuza anne ve baba tarafından aktarılan mesajların tutarlı olması önemlidir.
Rol modelliği yapmak: “Yaptığımı yapma dediğimi yap ilkesi” uygun değildir. Sadece sözle değil hareketle de desteklenen değer eğitimine ihtiyaç vardır.
Kabul edici olmak, yargılamamak: Jenerasyon farklılıklarından kaynaklı düşünce ve davranış ayrılıklarını anlayabilmek önemlidir.
Çocuklarımızın arkadaşlarını tanımak: Çocuğumuzun iç dünyasını tanımada arkadaşlarını ve hatta onların da ailelerini tanımanın rolü büyüktür. Unutmayalım ki çocuğunuz sizin verdiğiniz değerler kadar arkadaşlarının da değerlerini paylaşabilirler.
Değerleri tartışmak: Sosyal medyanın da çocuğunuzun değer gelişiminde önemli bir etkisi vardır. Bu açıdan onların izledikleri dizi veya yayınları takip ederek, hatta beraber izlemek ve sonrasında çatışan değerler üzerinde tartışmak sizinle çocuğunuz arasında ortak bir dil oluşturmak konusunda etkili olacaktır.
İnternet kullanımını takip etmek: İnternetin olumlu olduğu kadar olumsuz yanlarının varlığının bilinciyle hareket etmek ve çocuğumuzun sosyal ağlarda geçirdiği vakti, hatta ara ara orada kullandığı lisanı ve ilişkileri gözlemlemek önemlidir.
Sorumluluk vermek: Aşırı koruyucu olmadan çeşitli sorumluluklar vermek onları yetişkin olabilme talimi yapabilmelerine imkan verecektir.
Kaynakça
Arslan, A. (2004). Medyanın Birey, Toplum ve Kültür Üzerine Etkileri, http://www.insanbilimleri.com/makaleler/sosyoloji/Medyanin_Birey_Toplum.htm
Busek J. B., McIntyre J. G. (2003). Self-concept and self-esteem development in G. R. Adams & M. D. Berzonsky (Eds.) Blackwell Handbook of Adolescence, pp. 290-309. UK: Blackwell Psublishing Ltd.
Çıbıkci G. (2004). Ailede Değerler Bilinci, http://okulweb.meb.gov.tr/70/01/963778/bulten/degerler.pdf
Kağıtçıbaşı, Ç. (1985). İnsan ve İnsanlar (6. Baskı). İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım.
